<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Edebiyat. Bilim. Felsefe.</title>
        <description>İsmail Haydar Aksoy'un ürünleri</description>
        <link>http://ismailaksoy.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 11:17:19 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Yalçın Küçük Sözlüğü</title>
            <link>http://ismailaksoy.blogcu.com/yalcin-kucuk-sozlugu_3131955.html</link>
            <guid>http://ismailaksoy.blogcu.com/yalcin-kucuk-sozlugu_3131955.html</guid> 
            <description>&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_YK_karakara.jpg&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_YK_karakara.jpg&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; Yalçın Küçük Sözlüğü&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;br&gt; Hazırlayan: İsmail Haydar Aksoy&lt;br&gt;http://ecnebiedebiyat.wordpress.com&lt;br&gt;http://www.antoloji.com/ismail_aksoy&lt;br&gt;http://ismailaksoy.blogcu.com&lt;br&gt;http://ismailhaydaraksoy.blogcu.com&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; ________&lt;br&gt; &lt;br&gt; Kaynakça:&lt;br&gt; &lt;br&gt; EH: Estetik Hesaplaşma, Tekin Yayınevi, Şubat 1987. İstanbul.&lt;br&gt; ________&lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt;
Afrika: Türkiye&amp;#8217;de piyasa özen istemiyor. Piyasa acele mal istiyor:
Böyle bir hayatın ondördüncü yüz yılda iki Afrika kabilesi arasında
geçmiş bir savaş kadar önemi vardır ancak. Yüz bin zenci korkunç acılar
içinde ölüp gitmiş de olsa bu savaş dünyanın kaderinde de en ufak bir
değişikliğe yol açmamıştır&amp;#8221;. Mal&amp;#8217;ın ilk sayfasında bu iki cümle de yer
alıyor. İletişimin pervasız çeviricisi ve iletişimin varsa sorumsuz
çeviri denetleyicisi, iki kabile arasındaki savaşta ve nüfusun çok daha
seyrek olduğu ondördüncü yüz yılda, yüz bin zencinin canına kıymaktan
çekinmiyorlar. İkisine de, iki kabile arasındaki bir savaşta yüz bin
ölüm çok görünmüyor; saymasını bilmedikleri sonucu çıkıyor. Kabileleri
büyütmekten ya da ölü sayısını küçültmekten başka yol yok; aslı
yardımcı oluyor. Çünkü aslında kabile değil, kingdom, krallık sözcüğü
yer alıyor. Afrika denilince akıllarına yalnızca kabile geliyor; tarih
kitapları Afrika&amp;#8217;da krallıklardan söz ediyor (EH, 109).&lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt;
Ahlak: Özgür insan ahlaklıdır; özgürlük, bir eylemler demeti oluyor.
Özgür olmayana ahlak gerekmiyor. Ahlaklı olmayan özgürlüğü ne yapacak;
taş&amp;#8217;ın ahlakı yok. Olmuyor. ... Ahlak, eyleme geçirilmiş bir damardır.
Dik tutuyor. ... Ahlaksız yaşam bir yüktür; ahlaksızlıkta eylem, pelte
olarak çıkıyor. Ahlak her eylemi zorunluluk&amp;#8217;a götürüyor. Zorunluluk&amp;#8217;a
yürüyen eylemler dizgesi, coşku yaratıyor (EH, 15). Taş&amp;#8217;ın ahlakı yok;
başını kal.. ( &lt;a href=&quot;http://ismailaksoy.blogcu.com/yalcin-kucuk-sozlugu_3131955.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 01 Jun 2007 12:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Pier Paolo Pasolini: İtalya&amp;#8217;lı Marxist Bir Peygamber</title>
            <link>http://ismailaksoy.blogcu.com/pier-paolo-pasolini-italya-li-marxist-bir-peygamber_3038524.html</link>
            <guid>http://ismailaksoy.blogcu.com/pier-paolo-pasolini-italya-li-marxist-bir-peygamber_3038524.html</guid> 
            <description>
 &lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_pasolini.jpg&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_pasolini.jpg&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;Pier Paolo Pasolini: İtalya&amp;#8217;lı Marxist Bir Peygamber  &lt;br&gt; &lt;br&gt; &lt;br&gt;&lt;br&gt;2 Kasım 1975&amp;#8217;de şair, film yönetmeni ve amansız toplum muhalifi Pier Paolo Pasolini, Lido di Roma dolaylarındaki bir liman ve turizm kenti olan Ostia&amp;#8217;daki bir inşaat şantiyesinde ölü olarak bulundu. Olayla ilgili olarak, polis, şafak sökerken Pelosi adlı 17 yaşındaki işçi bir genci gözaltına aldı. Ertesi gün, Pelosi cinayet işlemekle itham edildi ve bu genç suçunu kabul etti. Bir kaç yıl sonra da, 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı Pelosi. &lt;br&gt; &lt;br&gt;Bu öykü burada bitebilirdi, eğer Pasolini zamanının en ünlülerinden biri olmasaydı. Bir çok kimse, savcılığın sunduğu durum değerlendirmesine inanmak istemedi. Cinayet sonrası, Pier Paolo Pasolini&amp;#8217;nin bedeni ve yüzü tanınmıyacak durumdaydı. Nasıl olurdu da, 17 yaşındaki bir çocuk, atletik bir yapıya sahip olan, güçlü kuvvetli 53 yaşındaki Pasolini&amp;#8217;yi ufacık bir tahta parçasıyla o duruma sokabilirdi? Fakat Pasolini&amp;#8217;nin düşmanları için kuşkuya yer yoktu: eşcinsel olarak Roma&amp;#8217;nın şiddet dolu varoşlarına genç erkekler bulmak.. ( &lt;a href=&quot;http://ismailaksoy.blogcu.com/pier-paolo-pasolini-italya-li-marxist-bir-peygamber_3038524.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 23 May 2007 10:01:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MİLLİYETÇİLİK TARTIŞMALARINA BAŞLANGIÇ İÇİN TEORİK BİR ÇERÇEVE -1-</title>
            <link>http://ismailaksoy.blogcu.com/milliyetcilik-tartismalarina-baslangic-icin-teorik-bir-cerceve-1_2809148.html</link>
            <guid>http://ismailaksoy.blogcu.com/milliyetcilik-tartismalarina-baslangic-icin-teorik-bir-cerceve-1_2809148.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_ismailaksoy.JPG&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_ismailaksoy.JPG&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;

&lt;/p&gt;&lt;p&gt;MİLLİYETÇİLİK TARTIŞMALARINA BAŞLANGIÇ İÇİN TEORİK BİR ÇERÇEVE -1-&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;Yazan: İsmail Haydar Aksoy&lt;br&gt;http://www.antoloji.com/ismail_aksoy&lt;br&gt;&lt;br&gt;

&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Bu yazı, milliyetçilik konusunu tartışırken teorik bir
çerçeve çizmeyi amaçlamaktadır. Yazıda atıfta bulunulan yazarların
kitaplarından aktardığım düşünceler tarafımdan özetlenmiştir. Kullandığım
kaynakların çoğunun İngilizce olması dolayısıyla, özgün metinde nasıl
olduklarını verme gereğini görmüyorum. Bilimsel bir yayın olarak ya da bir
kitap formatında yayınlandığında, kuşkusuz ki, kaynakçayı ve sayfa sayılarını da
ekleyeceğim. Yazdığım bu yazıdan, kaynak göstererek herkesin faydalanabileceğini
belirtmek de istiyorum.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;

</description>
            <pubDate>Fri, 04 May 2007 01:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Somut ve Soyut Bağlamında Dil ve Zihniyet Farkı</title>
            <link>http://ismailaksoy.blogcu.com/somut-ve-soyut-baglaminda-dil-ve-zihniyet-farki_2809104.html</link>
            <guid>http://ismailaksoy.blogcu.com/somut-ve-soyut-baglaminda-dil-ve-zihniyet-farki_2809104.html</guid> 
            <description>
 &lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_ismailaksoy.JPG&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_ismailaksoy.JPG&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;Somut ve Soyut Bağlamında Dil ve Zihniyet Farkı&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazan: İsmail Haydar Aksoy&lt;/p&gt;&lt;p&gt;http://www.antoloji.com/ismail_aksoy&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Bir polemik sırasında, Danimarkalı Hans Christian Andersen&amp;#8217;in &amp;#8220;Kralın Yeni Giysileri&amp;#8221; adlı masalının sonunda küçük bir çocuğun ifade ettiği &amp;#8220;Kralın giysileri yok&amp;#8221; cümlesini aktarmıştım.&amp;#8221;Kral çıplak&amp;#8221; demek yerine, &amp;#8220;Kralın giysileri yok&amp;#8221; dediğim için bazı tepkiler almıştım. Danca bilen biri olarak, ve Danimarka&amp;#8217;da yaşayan beş yaşındaki kızıma Hans Christian Andersen&amp;#8217;in masallarını özgün dilinde okuyan biri olarak, &amp;#8220;Kral çıplak&amp;#8221; demek yerine özgün dilindeki metnin (&amp;#8220;Kongen har ikke noget på!&amp;#8221;) Türkçe karşılığı olan &amp;#8220;&quot;Kralın giysileri yok!&quot; dememden daha doğal bir şey olamazdı bana göre.&lt;/p&gt;  </description>
            <pubDate>Fri, 04 May 2007 01:35:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yalçın Küçük'e 18 Ağustos 1996 tarihli mektup</title>
            <link>http://ismailaksoy.blogcu.com/yalcin-kucuk-e-18-agustos-1996-tarihli-mektup_2659667.html</link>
            <guid>http://ismailaksoy.blogcu.com/yalcin-kucuk-e-18-agustos-1996-tarihli-mektup_2659667.html</guid> 
            <description>
 &lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_ismailaksoy.JPG&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_ismailaksoy.JPG&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;  &lt;p&gt;18 Ağustos &amp;#8217;96, Kopenhag / DK.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Yalçın Bey,&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;18 Temmuz &amp;#8216;96 günkü &amp;#8220;Özgür Politika&amp;#8221; gazetesinde yayınlanan &amp;#8220;Sömürge hükümeti - 2&amp;#8221; başlıklı yazınız dolayısıyla yazıyorum bu yazıtı. Kürt ve Alevî bir ailenin tanrıtanımaz insanı olarak, Alevîlere küfretmenize tepki göstermeyi bir borç biliyorum. Aileme küfredemezsiniz, Yalçın Bey.&amp;nbsp; Küfretmenize tepki gösteriyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Kim haindir? &amp;#8220;Umudumuz Ecevit&amp;#8221; .. ( &lt;a href=&quot;http://ismailaksoy.blogcu.com/yalcin-kucuk-e-18-agustos-1996-tarihli-mektup_2659667.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 20 Apr 2007 14:11:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yalçın Küçük&amp;#8217;ün &amp;#8220;Yayılmacı Türk&amp;#8221; Olarak Portresi</title>
            <link>http://ismailaksoy.blogcu.com/yalcin-kucuk-un-yayilmaci-turk-olarak-portresi_2618579.html</link>
            <guid>http://ismailaksoy.blogcu.com/yalcin-kucuk-un-yayilmaci-turk-olarak-portresi_2618579.html</guid> 
            <description>
 &lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_kalpakliyalcinkucuk1983yili.jpg&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_kalpakliyalcinkucuk1983yili.jpg&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yalçın Küçük&amp;#8217;ün &amp;#8220;Yayılmacı Türk&amp;#8221; Olarak Portresi&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazan: İsmail Haydar Aksoy&lt;/p&gt;&lt;p&gt;http://www.antoloji.com/ismail_aksoy&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kitaplardaki önsözler ve giriş bölümleri genel olarak, bir kitap kapsamında yazılmış bulunan en son bölümlerdir. Önsözler ve giriş bölümleri genel olarak kitabın yazılmasından sonra, yazar tarafından kitabın sunumunun yapılması amacıyla yazılır.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Yalçın Küçük&amp;#8217;ün de 1992 Temmuz&amp;#8217;unda (Başak Yayınları tarafından) yayınlanmış &amp;#8220;Emperyalist Türkiye&amp;#8221; adlı kitabındaki önsözünün ve giriş bölümünün kitabın yazılmasından daha sonra gerçekleştiği tahmininde bulunmaktayım. Yal.. ( &lt;a href=&quot;http://ismailaksoy.blogcu.com/yalcin-kucuk-un-yayilmaci-turk-olarak-portresi_2618579.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 16 Apr 2007 20:49:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir Yalçın Küçük Eleştirisi</title>
            <link>http://ismailaksoy.blogcu.com/bir-yalcin-kucuk-elestirisi_2564397.html</link>
            <guid>http://ismailaksoy.blogcu.com/bir-yalcin-kucuk-elestirisi_2564397.html</guid> 
            <description>
   &lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_ismailaksoy.JPG&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_ismailaksoy.JPG&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;Bir Yalçın Küçük Eleştirisi&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazan : İsmail Haydar Aksoy&lt;/p&gt;&lt;p&gt;http://www.antoloji.com/ismail_aksoy&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; 15 Ekim 2006 tarihinde yayınlanan &amp;#8220;Kalemler ve Kılıçlar&amp;#8221; programında (&lt;a href=&quot;http://www.youtube.com/watch?v=_Qz0PUeT_VY&quot;&gt;http://www.youtube.com/watch?v=_Qz0PUeT_VY&lt;/a&gt;), Yalçın Küçük, Orhan Pamuk&amp;#8217;a Nobel Edebiyat Ödülü verilmesi vesilesiyle, noktası virgülüne kadar aktarmaya çalıştığım şu sözleri söylemiştir: &quot;Şurda iki dergi getirdim. Bir tanesi Monthly. Atlantic Monthly. Amerika&amp;#8217;nın en entellektüel dergisidir. Bir tanesi de The New Yorker&amp;#8217;dır. O da Amerika&amp;#8217;nın. 2004 yılının sonunda. Burada. İki tane. Bir tanesinde, New Yorker diye bir dergide, bunları göstereceğim, &amp;#8220;Anatolian Arabesque&amp;#8221; diye bir yazı çıktı. Updike diye Amerika&amp;#8217;nın en önemli eleştirmenlerinden birisidir. &amp;#8220;Gavur parasıyla beş para etmez&amp;#8221; dedi. Ve bir de söyleyeyim: &amp;#8220;çeviride de, herhalde İngilizce&amp;#8217;sinden hiçbir şey anlamıyoruz. Türkçe&amp;#8217;si iyidir&amp;#8221;. Çeviriyi Maureen Freely yapmış. Maureen Freely. Burada yazıyor. Okuyorsunuz. Maureen Freely, Türkiye&amp;#8217;de, dünyada ilk defa, yakın zamanlarda, Sabatay Sevi üzerine kitap yazan John Freely&amp;#8217;nin kızıdır. Her şey Roma&amp;#8217;ya çıkar. (Gürkan Hacır: &amp;#8220;Her yol Roma&amp;#8217;ya çıkar&amp;#8221;). Her yol Roma&amp;#8217;ya çıkar. &amp;#8220;Beş para etmez&amp;#8221; diyor. Ve burada çok önemli. Şimdi geleceğiz. Açmayacağım. Ama, ama Türkiye&amp;#8217;deki edebiyatçılar var mı? Utansınlar bugünden. Amerika&amp;#8217;nın en önemli dergisi yerle bir etti. Bir tek dergide, bir tek gazetede haber olmadı. Utansınlar. Bu da, Monthly, Atlantic Monthly&amp;#8217;d.. ( &lt;a href=&quot;http://ismailaksoy.blogcu.com/bir-yalcin-kucuk-elestirisi_2564397.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 11 Apr 2007 21:37:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Anadolu Arabeskleri  - John Updike'dan Çeviri</title>
            <link>http://ismailaksoy.blogcu.com/anadolu-arabeskleri-john-updike-dan-ceviri_2564338.html</link>
            <guid>http://ismailaksoy.blogcu.com/anadolu-arabeskleri-john-updike-dan-ceviri_2564338.html</guid> 
            <description>
    &lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_ismailaksoy.JPG&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/ismailaksoy_ismailaksoy.JPG&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;

&lt;p&gt;Anadolu
Arabeskleri&lt;br&gt;
Günümüz Türkiye&amp;#8217;sinin Modernist Bir Romanı&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://www.newyorker.com/archive/2004/08/30/040830crbo_books?currentPage=1&quot;&gt;http://www.newyorker.com/archive/2004/08/30/040830crbo_books?currentPage=1&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
Yazan: John Updike&lt;br&gt;
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;http://www.antoloji.com.tr/ismail_aksoy&quot;&gt;http://www.antoloji.com.tr/ismail_aksoy&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;
Orhan Pamuk&amp;#8217;un yeni romanı &amp;#8220;Kar&amp;#8221; (Türkçe&amp;#8217;den Maureen Freely.. ( &lt;a href=&quot;http://ismailaksoy.blogcu.com/anadolu-arabeskleri-john-updike-dan-ceviri_2564338.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 11 Apr 2007 21:33:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ahmet Altan&amp;#8217;ın 4 Numaralı &amp;#8220;Roman&amp;#8221;ı &amp;#8220;Tehlikeli Masallar&amp;#8221; Hakkında</title>
            <link>http://ismailaksoy.blogcu.com/ahmet-altan-in-4-numarali-roman-i-tehlikeli-masallar-hakkinda_2213365.html</link>
            <guid>http://ismailaksoy.blogcu.com/ahmet-altan-in-4-numarali-roman-i-tehlikeli-masallar-hakkinda_2213365.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoBodyText&gt;Ahmet Altan&amp;#8217;ın &amp;#8221;Tehlikeli Masallar&amp;#8221; adlı 4 numaralı &amp;#8220;roman&amp;#8221;ı ilk kez Ekim 1996&amp;#8217;da basılmış. Büyük olasılıkla Ekim ayının son günlerinde. Çünkü 1996 yılının Kasım ayında kitap tam 14 basım yapmış. Oysa Ekim ayında yalnızca 2 basım yapmış kitap. &amp;#8220;Tehlikeli Masallar&amp;#8220; kitabının arka kapağında yazılan şu sözler böylelikle gerçekleştirilmiş oluyor: &amp;#8220;Tehlikeli Masallar&amp;#8217;ın yılın roman olayı olacağını hep birlikte göreceğiz&amp;#8221;.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText&gt;Ahmet Altan&amp;#8217;ın kitabı hakkında bir şeyler söylemek, özellikle &amp;#8220;Tehlikeli Masallar&amp;#8221;ı biraz karıştırdıktan ve bazı yerlerini hiç anlamadığım bir noktada kaçınılmaz görünüyor bana. (Bazı yerleri anlamak için tam 50 defa okuduğumu söylersem, lütfen bir abartı saymayın bunu. 50 defa okuduğum yerleri, 50 defa daha okusam da anlamayacağım galiba. Ayrıca, anlamadığım bölümleri Kopenhag&amp;#8217;daki bazı arkadaşlarla birlikte konuşarak anlamaya çalıştığımı da belirtmeliyim. Ne ki, anlamamak konusunda yalnız olmadığım, deyim yerindeyse bir metin çözümlemesi toplantısı sonucunda ortaya çıktı. Sonuç: Ahmet Altan anlaşılmamak için yazıyor. Daha doğrusu, çok satar bir &amp;#8220;roman&amp;#8221; üretmek için anlaşılmaz yazmak, Türkiye kitap piyasasının şaşmaz kuralı olmuş galiba.)&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Sat, 10 Mar 2007 09:58:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir Çeviri Skandalı</title>
            <link>http://ismailaksoy.blogcu.com/bir-ceviri-skandali_2213353.html</link>
            <guid>http://ismailaksoy.blogcu.com/bir-ceviri-skandali_2213353.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;Kierkegaard'un &quot;Ölümcül&amp;nbsp;Hastalık-Umutsuzluk&quot; Adlı Kitabının Çevirisi Hakkında&lt;br&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br&gt;Fransızca çevirisinden Mehmet Mukadder Yakupoğlu tarafından Türkçe'ye çevrilerek iki farklı yayınevi tarafından (Ayrıntı Yayınları, 1997 yılı &amp;amp; Doğu-Batı yay., 2004 yılı) yayınlanmış bulunan, Sören Kierkegaard'ın 'Ölümcül Hastalık Umutsuzluk' adlı yapıtı, Türkçe&amp;#8217;ye felsefe metinlerinin nasıl çevrilmemesi gerektiği konusunda oldukça güzel dersler vermektedir bizlere. &lt;br&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br&gt;Her şeyden önce kitabın başlığı Sören Kierkegaard'ı yansıtmaktan son derece uzak. Kitabın orijinal adı olan 'Sygdommen til döden' başlığının Türkçe'ye 'Ölümle Sonuçlanacak Hastalık' olarak çevrilmesi gerekiyordu. 'Ölümcül Hastalık' ile 'Ölümle Sonuçlanacak Hastalık' arasında büyük bir fark var. Sözgelimi, kanser ölümcül bir hastalıktır, fakat 'ölümle sonuçlanacak hastalık' nezle ya da grip bile olabilir. (Eğer Kierkegaard'ın söz konusu olan kitabının adı 'Draebende sygdom' olsaydı, o halde başlığı 'ölümcül hastalık' olarak çevirmek doğru olacaktı. -Nitekim Kierkegaard'ın 'Sygdommen til döden' adlı kitabı İngilizce'ye 'The Sickness unto Death' olarak çevrilmiş, 'The Fatal Sickness' olarak değil.- Başlığa eklenen 'Umutsuzluk' sanıyorum kitabın daha iyi satması için. Ve eklenmeyen alt-başlık olan 'En christelig psychologisk Udvikling til Opbyggelse og Opvækkelse' kitabın az satmamas.. ( &lt;a href=&quot;http://ismailaksoy.blogcu.com/bir-ceviri-skandali_2213353.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 10 Mar 2007 09:52:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://ismailaksoy.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>