Gabriela Mistral Hakkında

Gabriela Mistral, doğum-adı ile Lucilla de Maria Goday Alcayaga, 7 nisan 1889'da Şili'nin kuzeyinde, And dağı yamaçlarındaki Vicuna kasabasında doğar. Bir öğretmenin kızı olan Gabriela Mistral, onbeş yaşından başlayarak hayatı boyunca öğretmenlik yapar. Daha sonra bakan ve devlet-başkanı olacak Pedro Aguirre Cerda ile 1910 yılında tanışır. Cerda daha sonraki yıllarda Mistral'e pedagoji alanında görevler verir. Mistral, 1918'den 1920 yılına kadar Şili'nin güneyindeki Punta Arenas'da öğretmenlik yapar.

1914 yılından başlayarak birçok dergide şiirleri yayınlanır Mistral'in (1914 yılında Wuegos Florales Ödülü'nü kazanır) . Bu şiirler 1922 yılında yayınlanan 'Umutsuzluk' (Decolacion) adlı kitabında toplanır. 1923 yılında ilk Meksika yolculuğunu bir pedagoji konferansına katılmak amacıyla yapar.

1924 yılında, ikinci kitabı 'Şefkat' (Ternura) yayınlanır. Bundan sonra ülkesinin kültür-ataşesi olarak Latin Amerika'ya, Kuzey Amerika'ya yolculuk eder. 1938 yılında üçüncü kitabı 'Ormancılık' (Tala) ve 1954 yılında dördüncü şiir kitabı 'Üzüm-ezeceği' (Lagar) yayınlanır.

Latin Amerika'nın 'tanrısal Gabriela'sı, Gabriela Mistral büyük tutkuların şairidir. www.antoloji.com sayfalarında çevirisi de yer alan 'Oğul Şiiri' (Poemas Del Hijo) , şiirleri içersinde en önemlisi (daha doğrusu baş-yapıtı) olarak kabul edilir. Bu şiirde insanı sar(s) an en önemli öğe, şiir boyunca akan o büyük tutkudur: Bir kadının en büyük arzusu sevdiği adamdan bir oğul doğurmaktır. Sevdiği adamın ölümüyle, çocuğunu doğurmak olanağı yok olmuş kadının yaktığı ağıttır bu şiir. Acılı, tutkulu bir ağıt. Böylece başlar acı ve umutsuzluk tutkuyla akmaya Mistral'in karanlık şiiri boyunca. (Mistral'in nişanlısının canına kıyması duygu yükü ağır basan, umutsuz ve karamsar şiirler yazmasına yol açar. 'Oğul Şiiri'nin yer aldığı kitap 'Umutsuzluk' için Mistral şöyle demiştir: 'Bu acı kitabı dilerim Tanrım affeder.')

Şili'li büyük ozan Pablo Neruda 'Confieso Que He Vivido' adlı anılarında (bu yapıt 'Yaşadığımı İtiraf Ediyorum' adıyla Türkçe'ye çevrilmiştir) şöyle bahsediyor Gabriela Mistral'den: '... Tarlanın sarı ve titreyen bir halı olduğu bu Eylül ayınada çiçekleniyor kolzalar. Burada, sahilde gürlüyor güney rüzgarı dört gündür fevkalede bir kızgınlıkla. Gece rüzgarın bütün devinimleriyle dolu. Aynı anda okyanus hem yeşil bir pencere gibi açık ve hem de koskocaman beyazlık gibi. Gel, Gabriela, kolza-tarlalarının sevgili kızı, bu taşlardan, bu kocaman rüzgarlardan gel. Sevinçle karşılıyoruz ve selamlıyoruz seni. Kimse unutmayacak senin şarkılarını ve senin yabansı alıç-dikenini, Şili'nin kar'ını. Şili'lisin sen. Halka değginsin sen! ...' (Çev.: İsmail Aksoy) .

Gabriela Mistral ana-dilini yetkinlikle kullanan bir şairdir. İspanyolca yazdığı yetkin dizelerin başka bir dilde verilemeyeceğini düşünüyordu Mistral. Bu yüzden uzun yıllar şiirlerinin çevrilmesine izin vermemiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak da İspanyolca konuşulmayan ülkelerde uzun yıllar tanınması olanaklı olmadı Mistral'in.

1945 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Gabriela Mistral, ülkesi ve Unesco yararına uzun bir pedagoji ve kültür kariyerinden sonra, bütün dünya tarafından tanınan ve sevilen bir şair ve insan olarak, 1957 yılında, bir konferans için bulunduğu Long Island' (ABD'de) ölür.

Gabriela Mistral'in ölümsüz şiirleri Türkçe'ye kazandırmış olmaktan övünç duyuyorum. (Gabriela Mistral'in şiirlerini okumak için: http://www.antoloji.com/gabriela_mistral) Eğer bu şiirler Türkçe'de kulağa hoş geliyorsa, bu her şeyden önce Gabriela Mistral'in büyük bir şair olmasından kaynaklanıyor.

Evet, Şilili'dir Gabriela Mistral. Türkiyeli'dir, Çinli'dir, Sudanlı'dır, O. Özetle dünyalıdır Gabriela Mistral. Çünkü dünyanın bütün anaları için söylemiştir türkülerini. Bu yüzden kimse unutmayacak şarkılarını O'nun. Halka değindir çünkü O. Dünya halklarına...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !